|
 |
Fethiye'yi Geziyoz |
Fethiye ve Ölüdeniz
Fethiye çoğumuza Ölüdeniz'i hatırlatır.
Dünyanın en ünlü ve en güzel harikalarından biri olan Ölüdeniz'in,
muhteşem lagünün turkuvaz mavisi suları için, miller boyu seyahat
etmeye değer. Kristal kadar saf olan Ölüdeniz'in suları o kadar
temizdir ki, eğer tuz atılacak olursa, evde içtiğiniz su kadar
temizdir. Ölüdeniz iki bölümden oluşur: Birinci bölüm koydan lagüne
uzanan Belcekız ya da Belceğiz bölümüdür. Bu bölüm Ölüdeniz'in
dalgalı bölümüdür. İkinci bölüm içerisinde lagünün bulunduğu gerçek
Ölüdeniz bölümüdür. Bu bölüm sakin ve sığ olan bölümdür.
Ölüdeniz Fethiye'den 12 kilometredir. Burada, kano, sörf, su
kayağı, paraşüt gibi bütün su sporlarının yanında plaj voleybolu da
oynayabilirsiniz.
Belcekız plajı boyunca biraz pahalı olsa da yiyecek ve
içecek her türlü şeyi bulabilirsiniz. Ölüdeniz olarak adlandırılan
yer bir milli parktır ve giriş ücretlidir. Burada da yiyecek ve
içecek her türlü şey, su sporları ve plaj voleybolu gibi birçok
eğlence, duş ve WC bulabilirsiniz. Bunların yanı sıra, Ölüdeniz
yamaç paraşütü yapmak için dünyadaki en ideal yerlerden biridir. Bu
sporu yapmak için deneyimli olmanıza gerek yok. Bütün yapmanız
gereken, Türk Havacılık Kulübü'nü de içeren acentelerin birinden
size uçarken eşlik edecek birini seçmek. Eğer uçma lisansınız yoksa
ilk uçuşunuzu lisanslı ve deneyimli bir pilotla
gerçekleştireceksiniz. Pilotlar sizin için her şeyi yaparlar. Sizin
bütün yapmanız gereken Ölüdeniz'in güzelliklerinin tadını çıkarmak
ve 1400-1700 metre yükseklikten fotoğraflar çekmek. Uçuş yaklaşık
30-45 dakika sürer ve size yaklaşık 100 $'a mal olur.
Fethiye'nin Tarihi

Antik dönemde, Telmessos olarak bilinen Fethiye, Anadolu
medeniyetlerinden biri olan Likya'nın Karya ile batı sınırında en
önemli bir şehridir. Kuruluşuna ilişkin bilgi eksikliğine rağmen,
tarihte kuruluşun milattan önce 5. yüzyıla uzandığı
belirtilmektedir. Bir Likya efsanesi Telmessos isminin kaynağını
şöyle açıklar, "Tanrı Apollo Finike kralının en küçük kızı, Agenor'a
aşık olur. Küçük bir köpek kılığına girer ve utangaç, çekingen kızın
sevgisini kazanır. Daha sonra yakışıklı bir adam kılığında tekrar
ortaya çıkar ve oğullarına 'Telmessos' ışıkların ülkesi adını
verirler."
Şehrin isminin Apollo'nun oğlu Telmessos'tan geldiğine
inanılır. Milattan önce 547 yılında Pers Kralı Hargapos tarafından
işgali sırasında diğer bütün Likya ve Karya şehirleri arasında işgal
edilen ilk şehir olmuştur. O zamanlar, Telmessos, M.Ö. 5. yüzyılda
oluşturulan Attik-Delos birliğine katılır, ancak birlik daha sonra
şehri bağımsız bıraksa da ilişkiler M.Ö. 4. yüzyıla kadar devam
eder.
Bir rivayete göre şehir, M.Ö. 333-334 yıllının kışında, Asya
seferinde şehri işgal eden Büyük İskender'e kendi isteğiyle teslim
olmuştur. Bir başka efsaneye göre Anadolu'yu işgal etme misyonuyla
İskender donanmasıyla Fethiye limanına girer. Komutanları Nekros,
şehrin yöneticisi Antipatrides'den müzisyenlerinin ve kölelerinin
şehre girmeleri için izin ister. İzin alındıktan sonra, akşam
düzenlenen şölen yemeği esnasında flüt kutularına saklanan
silahlarla savaşçılar Akropolisi ele geçirir.
Şehir M.Ö. 240 yılında Lysimachos'un oğluna III. Ptolomy
tarafından teslim edilir. M.Ö. 189 yılında imzalanan anlaşmaya göre,
Magnasia savaşından sonra, Romalılar şehri Bergama Kralı Eumenos'a
bırakmışlardır. Bergama krallığı yıkılınca Telmessos M.Ö. 133
yılında Likya Federasyonuna katılır ve gruptaki en önemli
şehirlerden biridir. 8. yy.da şehrin ismi Anastasios II'dir. 1284'de
Menteşoğulları tarafından ele geçirilen şehir, 1424 yılında Osmanlı
topraklarına katılmasıyla uzak şehir anlamına gelen Meğri adını
alır. 1934'de, şehre şehit pilot Fethi Bey'in onuruna Fethiye adı
verilmiştir. Likya uygarlığının en görkemli örneklerinden biri olan
Amintas kaya mezarı, eteğinde dinlendiği dağların ihtişamıyla ikiye
katlanmış bir şekilde uzun yıllardır orada asaletle uzanmaktadır ve
yolculuğunuzda size gönüllü rehberlik etmek ister gibi
görünmektedir. Bu mezar Ion tapınak formunda inşa edilmiş bir
tapınak formundadır ve iki tarafta bitişik sütunları vardır ve dört
basamak bunlara doğru uzanır. En soldaki sütunun ortasında,
"Amynthas: Hermapias'ın oğlu" yazısı M.Ö. 4. yy'da kazınmıştır.
Üç taş bank tavanı düz olan odanın üç duvarı boyunca
giderler. Dört köşesinde demir çivi gibi taştan oyulmuş bağlantıları
olan bir kapı bu odaya açılır. Tepenin solundaki diğer birçok kaya
mezarından ikisi Amintas'a benzese de Amintas'tan çok küçüktürler.
Şehrin içinde ve civarda daha birçok mezar, bazı Sarcophagus
mezarlar ve bunlardan kırılmış taşlar bulunabilir.
Bu Sarcophagii'lerin en iyi örneklerinden biri hükümet
binasının doğusunda yer almaktadır. İki yanı kemerli, Gotik kapak
savaş sahneleriyle süslenmiştir, iki sütunlu ön yüzde kare, ahşap
kirşler gibi görünen kabartmaları vardır.
Şehrin arkasındaki yüksek Akropolis tepesinde, aziz John'un
şövalyelerine ait olduğuna inanılan ortaçağdan kalma bir kale göze
çarpar. Kalede duvarlara kazılmış bir takım yazılar ve bilinmeyen
bir dönemden kalma bir su sarnıcından başka pek bir şey yoktur.
Fethiye'de bu güne kadar kalabilmiş bir başka eski bina da
Cezayirli Hasan Paşa'nın 1791'de inşa ettirdiği antik camidir.
Şehrin bir başka özelliği de kâhinleriyle ile ünlü olmasıdır. Şehrin
Tanrı Apollon'a bağlı kâhinlerinin tarihte çok büyük etkilerinin
olduğu bilinmektedir. |