Tel : +90 252 413 44 88
Tel : +90 252 413 44 89
Mobil : +90 555 966 71 87
Msn : info@geziyoz.com
Skype : geziyoz
| Anasayfa | İletişim Bilgileri |
 

Türkiye'yi Geziyoz

Alanya

Alanya geniş plajları tarihi eserleri modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayanAlanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.

Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları deri giysi mücevherat el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.

Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş deniz kum cennetidir.

Tarihçe: Alanya bazen Kilikya bazen de Pamfilya topraklarından sayılmıştır. Daha sonra sırasıyla Hititler Yunanlılar Romalılar bölgeye egemen olmuşlardır. Çeşitli istilalar ve savaşlarla harap olan kent Romalılarca yeniden inşa edilir. Bizanslılar döneminde ise Alanya' ya ''Güzel Dağ'' anlamına gelen Kolonoros adı verilir. 13. yy. da Selçuklu Hükümdarlarından I. Alahaddin aaakubat kenti alarak adını Alaiye olarak değiştirir. 13. yy. ortalarında Karamanlıların eline geçen Alanya 1471 yılında Osmanlı topraklarına katılır.

İklim: Alanya' da tipik Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Kışları yağışlı ve nemli yazlar kurak ve sıcaktır. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 19ºC'dir. Deniz suyu sıcaklığı 21ºC'dir.




Datça
Datça Tarihi
Datça yarımadasındaki buluntuların tarihi M.Ö 2000'lere kadar dayanır.Bilinen ilk yerli halk Karlar.En parlak dönem Dorlar döneminde yaşanmıştır.M.Ö 1000 yıllarında Trakya üzerinden güneye inerek Yunanistan üzerinden bölgeye gelmişler.Bugünkü Datça ilçesi merkezinin 1,5 kilometre kuzeydoğusundaki Burgaz Mevkii'nde Knidos'u kurmuşlar.Knidos Dor uygarlığının merkezi olmuş M.Ö. 546'da Lydia devletinden Persler'in egemenliğine girmiştir.Oldukça fazla sayıda arkeolojik kalıntı barındıran yarımada, tarih boyunca önemli uygarlıklara yataklık etmiştir. Bunlardan en önemlisi Knidos antik kentidir. Yarımadada bulunan yakın döneme ait 28 kilise kalıntısı, bölgenin aynı zamanda mistik bir kökene sahip olduğunun kanıtıdır. Genel tarihini kısaca özetlersek;Datça önce Karya'lıların, M.Ö. 1100 yılından sonra da Dorların egemenliği altında kalmıştır.Knidos,ticari nedenlerle M.Ö.4.yüzyılda yarımadanın uç noktasına bugünkü görkemli kalıntıların izlendiği yere taşınmış.Dorlar ve Romalılar yeni Knidos'a çok sayıda tapınak yapmışlar. Geç Roma ve Erken Bizans döneminde tapınaklar yerlerini kiliselere bırakmış.Şehrin nüfusu 70 binlere ulaşmış.Bizans'ın son dönemlerinde ise bir yanda depremler diğer yanda korsan saldırıları ile güçsüz kalan kent tümüyle terk edilmiş,yarımada nüfusu binlere inmiştir.Yarımada üzerindeki yerleşimler 13.yüzyılda Menteşoğulları Beyliği'ne bağlanmıştır.15.yüzyılda ise Osmanlığı İmparatorluğu sınırlarına katılarak Datça adını almış.Son Osmanlı Padişahlarından olan Sultan Reşat döneminde Datça Adı "Reşadiye "olarak değiştirilmiştir.Cumhuriyet'te ise tekrar "Datça" adı verilmiştir.1047 yılında ise merkez bugünkü yeri olan İskele Mahallesine taşınmış.

Eski Knidos / Burgaz

Burgaz ören yeri Datça ilçe merkezinin 2km kuzeydoğusunda, yerleşim arasında ve kısmen de ekilir alan arasında kalmış. Buradaki antik kalıntılarının Knidos'un ilk kuruluşuna ait olduğu sanılıyor.İlk kez Bean ve Cook tarafından bilim dünyasına tanıtılan Burgaz Ören yerinde kazı çalışmaları 1993 yılından itibaren Dr. Numan Tuna tarafından yürütülüyor.Yaklaşık 1400 x 400 metrelik bir alanı kaplayan ören yeri deniz kısı boyunca uzanıyor. Helenistik çağ öncesi buluntular çıkarılan önemli bir merkez. Kent sur duvarları ile çevrelenmiş. Bu alanın güneybatısındaki sığ sularda kule ve deniz surlarının kalıntıları görülebiliyor. İ.Ö 4.yüzyıla tarihlenen iki limanın kalıntıları da günümüzde deniz kıyısında izlenebiliyor. Kazılarda İ.Ö. 8. yüzyıla kadar tarihlenen yerleşim katları ortaya çıkarıldı.Kazı çalışmaları ile Burgaz yerleşiminin geometrik dönemden beri var olduğunu, İ.Ö 330'lardan önce terk edilerek öneminin azaldığını, ancak deniz kıyısındaki depolama ve liman yükleme işlerinin ve daha iç kısımlarda ise tarıma dayalı bir yaşamın ve buna bağlı dağınık yerleşmenin sürdüğü, ayrıca nekropolün Kullanımına da devam edildiği anlaşılıyor.Doğu yönünde deniz kıyısında bulunan büyük bir şarap imalathanesi de kazıldı.

Sarı Liman :

Knidos'un ilk kurulduğu yer olan Burgaz yerleşimi dönemine ait. Kalıntılar 1998 yılından beri T.C. Kültür bakanlığı adına O.D.T.Ü tarafından Alman Bilimsel Araştırma Kurumu işbirliği ile Gerda -Henkel Vakfının katkılarıyla kazılıyor.Prof Dr. Numan Tuna'ya göre antik dönemin ünlü tarihçisi Heredot'un eserinde sözünü ettiği 6 Dor şehir birliğinin toplanarak Apollon adına yarışmalar düzenledikleri yer burasıydı ve yarışmada birinci gelenlere verilen ödüllerin konullduğu ünlü Apollon Tapınağı da burada bulunuyor. Ona öre kazı sonuçları,özellikle alt terasta yapılan kazılarda ele geçen buluntular Emecik Sarı Liman Kutsal alanının M.Ö 6yy sonlarına kadar deniz aşırı bir öneme sahip olduğunu göstermiştir.Buluntular Mısır, Fenike, Etrüsk kökenli ithal malların tanımlandığı geniş hinterlandı kadar şimdiye kadar Doğu Yunan üretimi olarak bilinen ancak Knidos malı olduğu kesinleşen kireç taşı ve pişmi toprak figurinler ile çanak çömlek örneklerini zengin bir çeşitlilik ile sergilemesi bakımından da dikkat çekicidir. Kutsal alanda ele geçen epikgrafik veriler ve adak eşyası olduğu anlaşılan değerli arkeolojik eserlerin gösterdiği özellikler Arkaik Çağ Emecik kutsal alanının Apollon ile ilişkilendirilmesini kanıtlamaktadır.Apollon Tapınağın'da yapılan kazılarda M.Ö. 8.-9. yy'la kadar eskiye giden votivler, adaklar, heykeller, boğa, şahin ve savaşçı figürinleri bulunmuş; tapınak ve etrafında yapılan kazılarda daha sonraki dönemlerde başka tapınak ve kiliselerin de yapıldığı ortaya çıkarılmıştır.



Çeşme


antik çağda CYSSUS adıyla bilinen Çeşme, Anadolu'nun Batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12 İyonya kentinden biri olan Erythrai (ERİTRE)' nin Ildırı İskelesiydi. Bu nedenle Çeşme' nin tarihi ile bir arada ele alınması gerekir. Bugün arkeolojik ve turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE, MÖ.7. ve 8. Yüzyıllarda büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur. Bu dönemde kent, Doğu Akdeniz ve özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve(CHIOS) -SAKIZ adası ile birlikte esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu. ERİTRE, önce LYDIA (LİDYA),sonradan perslerin saldırısına uğrayıp büyük ölçüde zarar görmüş,MÖ.14.yüzyılda ise yeniden zengin bir devlet olmuştur. MÖ.2.yüzyılda kent , Bergama krallığına ,daha sonra da Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Romalılar zamanında Çeşme yöresi CYSSUS adını almıştır.Roma imparatorluğu ikiye bölününce Bizans topraklarında kalan ERİTRE,önemini kaybetmiş,özellikle Put'a ve çok Tanrılı dinlere karşı olan inancın güçlendiği dönemde,kentteki antik yapıların çoğu yıkılıp yakılmıştır.

Ortaçağda Bizans İmparatorluğu'na bağlı olan ERİTRE ve Çeşme Yöresi ilk olarak ÇAKA BEY zamanında Türklerin eline geçmiştir.M.S. 1081 de Birinci Kılıçaslanın kayınbabası ÇAKA BEY tarafından Selçuklular devrinde KLOZEMENE yarımadası ele geçirilmiştir. Osmanlılar zamanında Yıldırım Beyazıt tarafından yeniden Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanan kent 1402 Ankara Savaşından sonra Timur tarafından tekrar Aydınoğullarına bağlanmış,1422 yılında yeniden Osmanlılara geçmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra yurdumuzun paylaşılmasıyla Çeşme Yunanlılar tarfından işgal edilmiş,fakat Kurtuluş Savaşı'nda,Fahrettin Altay Paşa birlikleri tarafından,16 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtarılmıştır. İlçenin adından da anlaşılacağı gibi birçok tarihi çeşme'yi bünyesinde barındırmaktadır.

ÇEŞME TARİHİNDE ÜNLÜ KİŞİLER ÇAKA BEY

1071 yılında Aandolu`yu yurt haline getirme girişimlerine başlayan Türkmen Beylerinden olan ÇAKA BEY . Batı Anadolu`nun fethi sırasında 1078-1081 yılları arasında, Bizans Komutanlarından Kabalika Alexandros ile yaptığı muharebede yenik düşmüştür. Alexandros esir aldığı bu büyük kumandanın zekasına ve cesaretine hayran olmuş, kendisini imparator BATANCIATES`in sarayına göndermiştir. ÇAKA BEY`in saygıdeğer ve kibar bir soydan oluşu, tavır ve hareketlerinden anlaşılmaktaydı. B uimparatorun dikkatini çekmiş ve ona diğer esirlerinden farklı olarak çok özel bazı haklar tanımıştır. 1081 yılında Bizans İmparatorluğu`na Aleksios 1.in geçmesi üzerine eski durumu sarsılan ÇAKA BEY, saraydan kaçarak EGE sahillerine yerleşmiş ve kuvvetli bir ordu kurmuştur. ÇAKA BEY daha sonra İzmir`i fethetmiş ve bir müddet sonra da burada beyliğini kurmuştur. Sarayda bulunduğu sürede, İç Anadolu`nun diğer Türk Beyliklerince işgal edildiğini öğrenen Çaka Bey, Ege adaları dahil olmak üzere, beyliğini genişletmeye karar vermiştir. Böylece ilk Türk donanmasını kurmuştur. Donanmayı ilk ele geçirdiği şehir Foça`dır. Daha sonra sırasıyla Midilli ve Sakız adaları ele geçirilmiştir. Bu arada Bizans İmparatorluğu, vakit geçirmeden donanmasını Çaka Bey`in üzerine yollamış ve tarihe Türklerin yaptığı ilk deniz muharebesi olarak geçen bu savaşı büyük komutan zaferle noktalamıştır. Tarihe "Koyun Adaları Deniz Savaşı" olarak geçen bu savaş, aynı zamanda ilk deniz savaş taktiğinin uygulandığı bir savaştır. Artık Çaka Bey, bazı önemli adaları, İzmir`den Çanakkaleye kadar olan yerleri Bizansın Trakya kısmını ele geçirecekti. Bunun üzerine büyük bir donanma meydana getiren Çaka Bey, ilk etapta Edremit`i ve Çanakkale bölgesini ele geçirmiş, bu suretle Boğaz bölgesine hakim olarak karşı yakaya geçmeyi ve Trakya`yı ele geçirerek İstanbul`u fethetmeyi tasarlamıştı. Bu tehlike karşısında Bizans İmparatoru İznik Beyi Kılıç Aslan`la bir anlaşma yaparak denizden ve karadan Çaka Bey`in elinde bulunan Abydos`u kuşattı. Damadı olan Kılıç Aslan`ın bu ihanetini hiç beklemeyen Çaka Bey, Kılıç Aslan`la anlaşmayı savaştan daha yeğ buldu ve görüşme isteği Kılıç Aslan tarafından kabul edildi. Anlaşma gerçekleşti, ancak akşam, şerefine verilen ziyafette aşırı alkol almaya teşvik edilen Çaka Bey, bir gaflet anında Kılıç Aslan tarafından öldürüldü.

CEZAYİRLİ HASAN PAŞA

Hasan Paşa 1720`de Gelibolu`da doğdu. Gelibolulu tüccar Hacı Muhammed Efendi`nin kölesi idi. Sonradan efendisi tarafından azad edilen Hasan Paşa, onun verdiği bir miktar sermaye ile, yiğitlerin şöhretini duyduğu Cezayir`e gitmek için yola çıkmış, ancak yolda gemileri yabancı bir gemiye rampa edince Hasan Paşa, çok genç olmasına rağmen düşman gemisine sıçrayıp büyük bir cesaretle cenge katılmıştı. Geminin mürettabatından onbeş kadarını tek başına ölddürdükten sonra, diğerlerini geminin ambar ve kamarasına kapatarak gemiyi ele geçirmişti. Hasan Paşa`nın bu cesareti o zamanın Cezayir dayısı tarafından pek takdir edildiğinden, gemi kendisine verilerek Dayılar arasına katılmıştır. Kısa zamanda şöhrete ulaşarak Tlemsen Beyi olan Hasan Paşa, Cezayir`deki dayıların hasetliğine maruz kalıp, hayati tehlikeye düştüğünden İspanya`ya geçmiştir. Oradan da İstanbul`a geçmiştir. Hasan Paşa, Cezayir`e gitmeden önce yeniçeri ocağına yazılmış ve Belgrad seferinde büyük başarılar göstermiştir. Kendisi denizciliği ile meşhur olduğundan kaptanlar sınıfına alınarak, bir de gemi verilmiştir. 1770`de MİR-İ MİRANLIK payesi verilerek kaptan olmuş ve Limni adasını Hırıstiyanlardan alıp "GAZİ" ünvanını almıştır. Aynı sene içinde vezir olan Hasan Paşa, Kaptan-ı Derya tayin olmuştur. Daha sonra boğaz muhafızı, sonra da Anadolu eyaleti ve Rusçuk Seraskeri oldu. 1786`da Sadaret kaymakamı olan Hasan Paşa, iki sene sonra Kaptan-ı Deryalıktan azledildi. Hasan Paşa Kaptan-ı Derya olduğu senelerde 1768 Türk-Rus harbi baş göstermişti. Rusların Akdenize gönderdikleri Baltık donanması önce Osmanlı donanmasıyla çarpışmış, ama bu çarpışmada kesin sonuç alınamamıştı. Ege kıyılarına yakın KOYUN ADALARI civarında yapılan ikinci bir savaşta asıl muharebe Hasan Paşa`nın kalyonu ile Rus Amirali Sipiridov`un gemisi arasında olmuştur. Hasan Paşa ile otuz kadar yiğit Rus gemisine geçmiştir. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma esnasında yaralanan Hasan Paşa, tekrar kendi gemisine geçmiştir. Bu beklenmeyen baskın ile şaşkına dönen Moskoflar telaşa kapılarak kendi cephaneliklerini ateşlemişler, ateş Türk gemisine de sıçrayınca her iki gemi de yanmaya başlamıştı. Türk yiğitleri de kıyıdan gönderilen bir kayıkla kurtarılmışlardı. Hasan Paşa`ya gösterdiği kahramanlık sebebiyle kendisine Kaptanlık ve Beylerbeyliği verilmiştir. Hasan Paşa`nın ikinci Kaptan-ı Deryalığı 15 yıl sürdü. Bu süre içinde pek büyük hizmetlerde bulunan Hasan Paşa, Suriye ve Irak`ta başgösteren Tahir Ömer isyanını bastırmış, daha sonra 1787 Rus-Avusturya harbinde Yılan Adası savaşına katılıp, Rus donanmasını mağlup etmiştir. Ertesi yıl İsmail önünde de Rusları hezimete uğratarak başarı kazanmış, bu başarısı üzerine Sadrazamlık payesi verilmiştir. Hasan Paşa`nın bu görevi 3 ay sürmüştür; 1790 senesinde vefat etmiştir. Hasan Paşa, yürüttüğü devlet hizmetleri yanında birçok hayır eserleri de bırakmıştır. İstanbul tersanesinde bir kışla yaptıran Hasan Paşa, Midilli`ye çeşmeler yaptırdı. Bakla`da yine çeşme, Vizne`de cami, hama ve üç çeşme, Midilli`de Paşa köşkü ve büyük mermer havuz ve Limni, Sakız, İstanköy adalarında çeşmeler yaptırdı. Hasan Paşa`nın en büyük özelliği, kendisine alıştırdığı bir aslanı daima yanında gezdirmesiydi.

GELENEK VE GÖRENEKLER

NİŞAN BALIĞI :
Nişan yapacak olan oğlan evi tarafından büyük bir balık avlanır.Bu balık iri bir çipura,sinavrit veya levrek olabilir.Balık oğlan evi tarafından süslenir,balığın üstüne parlak kağıtlarla kız ve oğlanın isimlerinin baş harfleri çeşitli motiflerle işlenir.Süslenen balık bir tepsiye konur törenle kız evine gönderilir.Kız evi de bunu pişirir ve bir parçasını oğlan evine gönderir.

ŞEKER İŞİ :
Nişanlanan kız evi tarafından yapılır.Un kurabiyesine benzeyen,fakat çok zahmetli olan ve pahalıya mal olan şeker işi,nişanda ve nişandan sonra,önce oğlan evine,sonra tebriğe gelen misafirlere ikram edilir. Şeker evinin güzel olması kız evinin övünç kaynağıdır.

TESTİ KIRMA :
Eskiden düğünlerde,sünnetlerde oynayan kişinin şerefine yere vurularak testi kırılırdı.Çeşme'de özel olarak testi satan dükkanlar mevcuttu.Bir kişi oynarken kırılan testinin fazlalığı,o kişinin itibarını ve oyun gücünü gösterirdi.

BAZİNA :
Yaz günleri tütün kırımlarından sonra aileler tarafından düzenlenen yemek şölenidir.Davetliler bu davete tahta kaşıklarını alarak giderler.Hamur işi,bamya,kıyma ile yapılan bu özel yemek yendikten sonra,başka bir Bazina günü için tarih tespit edilir.

   

| Ödeme Bilgileri | Gizlilik ve Güvenlik | Hakkımızda | Şartlar ve Koşullar | Sıkça Sorulan Sorular | İletişim Bilgileri |

 

EU Travel Acentası
Oktava Turizm Ltd. Şti. 'nin Türkiye Seyahat Acentaları birliğine bağlı 4997 belge nolu A Grubu seyahat acentasıdır.
Oktava Turizm Ltd. Şti.
Marmaris Ticaret Odası Üyesidir.

Splash Turizm Acentası
Nurdan Turizm Ltd. Şti. 'nin Türkiye Seyahat Acentaları birliğine bağlı 5383 belge nolu A Grubu seyahat acentasıdır.
Nurdan Turizm Ltd. Şti.
Marmaris Ticaret Odası Üyesidir.